Taraf seçmek, insanı gelişmekten,
deneyim yapmaktan, iletişim kurmaktan alıkoyar. Taraf seçmekle, içine hevesle
kendimizi hapsettiğimiz gettolar kurmuş oluruz. Öteki, yanlış taraftadır. O,
bizlerden biri gibi değildir. Biz üstünüz. Onlar bizden aşağı düzeyde. Bizim
tarafla ilgili her şeyi ezbere biliriz. İnançlarımızı, görüşlerimizi,
erdemlerimizi, gece gündüz, değişmeyen bir nakarat gibi yineleriz. Şüphe,
moralimizi bozar. Takım ruhuna ters düşer. Herhangi bir kuşku, bir yere ait olma
durumumuzu sorgular ve bizi kaybolmuşluğa doğru götürür. Seçmek, bir yere ait
olmak demektir. Ait olmakla da dostluklar kazanırız. Aksi halde toplum dışına
itilmiş oluruz.
Ama seçmek ve ait olmakla da, kendimizi incelemek
ve bir perspektif sahibi olmaktan yoksun bırakılmış oluruz. Ait olmak yüzünden,
kendi portremizi yapma yeteneğimizi yitiririz. Seçtiklerimize kendimizi öyle
kaptırırız ki, "ben" ile seçilen şey de giderek birbirine dolanır. Seçilen obje
ya da tarafla özdeşleşme, o nesne ya da tarafın algılanışını değiştirir. Her
seçim, insanın kendisine ilişkin algılamasını değiştirdiği gibi, objeye ilişkin
algılamasını da değiştirir.
10 Şubat 2010 Çarşamba
Gündüz Vassaf - Cehenneme Övgü - IX. Seçmeme Özgürlüğü
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
