RSS Feed

31 Ekim 2010 Pazar

What have you done, what have you done...

...now!

Şunları yazarken hangi şarkıyı dinlediğimi tahmin edene beynimde kalan her şeyi hediye edeceğim. Hiçbir şey.

9'dan 19'a kadar saat başı 50 dakikalık derslerle günümü geçirdim. Son dersteki öğretmenim benden önce patladı ve "Artık dayanamıyorum!" diyerek dersi bitirmeyi teklif etti. Malum, geri çevirmedim. Böyle bir teklife kim hayır derdi? Yine de dersaneyi kapatan biz olduk.

Ve bu daha 31 Ekim.

Neyse, bu önemli değil. Asıl önemli olan Within Temptation! Yeni albüm baharda çıkacak gibi görünüyor. Yavaş yavaş "1 hafta boyunca o 30 saniyelik sample'ı dinleyerek yaşama" evresine geliyoruz. Sample'dan bahsetmişken: Fanclub Day'e gidenlerin özel olarak 4 tane sample dinlemiş olması inanılmaz acı verici. Hele bir sitenin sample'ları internete koyup daha sonra kaldırtılması daha da acı verici. (Acı verici taraf: Ben onlara ulaşamadan. Tabii, ulaşabilmem mucize olurdu. 1 aya kadar bilgisayar bile açmıyordum.) Şu an elimde olan tek şey "Yeni Siteye Hoşgeldiniz" videosunun sonundaki minik sample. Daha kötüsü de olabilirdi.

Tabii "yeni albüm eşiği"nde hemen o grubun deliliğine girmek gerekiyor. Şu an garip The Heart of Everything döneminden olan çoğu şarkıyla beraber ne hikmetse "It's the Fear" dinleyerek geçiriyorum zamanımı. Bir de THoE döneminden en çok taktığım şarkı yine ne hikmetse "The Last Time" ki kendileri Within Temptation en kötü şarkılarından biridir. Hoş sadece demo olduğu için hoş görülebilir ama diğer şarkıların demoları bile bundan daha iyi... Özellikle baterisi çok sinirime gidiyor. Ancak en kötü tarafı şarkının özünde çok eşlik edilesi olması. Potansiyeli çok fazla. Şu ana kadar hiç böyle bir şey yapmadıklarını biliyorum ama keşke The Last Time'ı (ve Destroyed'u - Demo hali bile güzel ama...) bir ziyaret etseler. Yeni albümün çıkış single'ında bir B-Side olabilir mesela? ...Hayal etmenin kimseye zararı yok. (Belki benim akıl sağlığıma.)


Albüm sample'larına dönersek: Okuduğuma göre Fanclub Day'de dinletilen 4 sample'dan 3'ü THoE şarkılarına benzer ama daha gitar ağırlıklıyken 4. sample Mother Earth dönemine benzer ve çok güzel bir orkestra girişliymiş! Sadece duyması bile beni heyecanlandırıyor. Tabii tüm bu "gitar ağırlıklı" ve "orkestral" sıfatlarının tek şarkıda toplanması taraftarıyım ama ayrı ayrı bile çok güzel olacağına eminim.
Within Temptation bu güveni kesinlikle hak eden bir grup sonuçta.

Bu arada dün izlediğim bir videoyu da paylaşmak istiyorum. Sharon'ın Night of the Proms'daki performansı. Çok güzel bir karışım ve süper bir gösteri! Youtube'da daha iyi bir kaydı var mı iyi kontrol etmedim ama bu da gayet iyi bir kayıt. Öneririm. (Bu arada, oha.)

Ojelerimi çıkarıp, çayımı bitirip yatmaya hazırlanmam lazım artık. Pai!

30 Ekim 2010 Cumartesi

Hedef

DRAGON AGE ULTIMATE EDITION:


How you doin'?

29 Ekim 2010 Cuma

Büyücünün İlk Kuralı

Büyücünün İlk Kuralı benim gibi üniversite sınavlarına hazırlanan öğrencilerde gücünü gösteriyor. Çalışmaktan beyni durmaya başlayan öğrencilerde özellikle.

"İnsanlar aptaldır. Herhangi bir şeye ya gerçek olmasını istedikleri için ya da gerçek olmasından korktukları için inanabilirler."

Çalışırken kaç kere "Kazanırım, kazanırım," diye düşünüp kendime fazla güveniyorum? Yine çalışırken kaç kere "Hayır, kazanamam, imkânsız," diye düşünüp moralimi mahvediyorum?

Bu arada Büyücünün İkinci Kuralı da benim durumumda ailem için geçerli oluyor. Eminim bir sürü kişinin de bu sorunu vardır. (Öykü, sende de var, biliyorum.)

"En korkunç zararlar, en iyi niyetlerden de doğabilir."

Ne zaman çalışmaya gidecek olsam ve tam o anda ailemden biri "Çalışsana biraz," dese tüm çalışma isteğim sönüyor. Çoğu zaman buna karşı gelemiyorum ve çalışmadığım 1-2 saat daha geçiyor.

Bildiğim diğer kurallara da geçebilirim kolaylıkla ama geçmemeye karar verdim. Kitapları okuyarak öğrenmek en iyisi tüm kuralları.

[Yumuşak geçiş;]

Doğruluk Kılıcı Dizisinin ilk altı kitabını bitirdim. Şu ana kadar çıkmış, geriye kalan tüm kitapları da sipariş ettim. Amazon'un gerizekalılığı yüzünden ne zaman elime geçeceklerini bilemiyorum ama en erken bir hafta içinde gelir diye düşünüyorum. En geç iki hafta olmasını umut ediyorum. Şu anda hiçbir kitap tam ilgimi çekemedi. (Şu an ümit verici bir kitap var yanımda, ama birkaç sayfa daha okumam lazım emin olmak için.)

İlk iki kitabı birer haftada okumuştum. Diğerlerinde yavaş yavaş süre düştü. Son kitabı üç günde bitirdim.

Kitaplar şu ana kadar biraz tekrarcı olsa da bence iyi bir yönde öyleler. İlk dört kitabın sonları inanılmaz mutlu sonlardı ve beni çok mutlu ediyordu. Bir sonraki kitapların başında da her şey daha ikinci veya üçüncü bölümde boka sarıyordu. Heyecanlı, ilgi çekici ve duygulu bir akışı vardı.

Biraz fazla iyi gittiğinden işlerin iyice mahvolacağını anlamalıydım.

İlk dört kitapta gülme krizlerine girdim, toplum içinde ağlama krizlerine girme tehlikesinden geçtim, etrafımı tamamen gözardı ettiğim anlar oldu. Hiçbiri beni durduracak şeyler değildi. Beni delirten şeyler değildi.

[Ara: Öykü, senin bu kitapları denetimsiz okumaman lazım bu arada. Senin okurken ne hallere gireceğini rahatça tahmin edebiliyorum. Sakın bir arkadaş her an yanında olamayacakken okuma, cidden.]

Beşinci kitapta beni delirten şeylere geldik. Okurken beni sinirden titreten, bir şeyleri parçalama istekleri uyandırtan şeylerin denizine girdik.

Ama kitabı bırakmadım; bu yüzden Terry Goodkind şu ana kadar benim için sadece Raymond Feist'in yapabildiği şeyi yapmış oldu. İşler ne kadar bok olmuşsa olsun, deli gibi sevdiğim karakterlere inanılmaz zararlar gelirse gelsin, baş karakterlerin hiç farkında olmadıkları bir şey yüzünden tuzağa düşeceklerinin ne kadar farkında olursam olayım, kitabı bırakmadım.

Bu durumlarda kitabı bırakmam, hastalık derecesindeydi. Stephen King'in Kara Kule Dizisi'nden Büyücü ve Cam Küre kitabı yüzünden başlamıştı. O kitap tüm bu saydığım iğrenç durumlardan oluşan, 700 küsür sayfalık bir illetti. Beş dakika okuduktan sonra işin gidişatına sinirlenip elimden bırakırdım. 2-3 saat geçtikten sonra en fazla 20 sayfa bitirmiş olurdum. O kitaptan sonra herhangi bir kitapta böyle durumlar olduğunda yine dayanamayıp elimden bırakmaya alıştım. Sonunda bırakmadan edemez oldum. Bunu yapmamamı sağlayan tek yazar şu ana kadar Feist'ti. Özellikle İmparatorluk Üçlemesi gibi bir dizide bunun olmaması mucize gibiydi.

Ve şimdi Terry Goodkind da bu mucizeyi gerçekleştirmeyi başardı. Teşekkürlerimi sunarım.

Şimdilik daha fazla yazmak istemiyorum.

20 Ekim 2010 Çarşamba

Geldim, Geldim, Geldim!

Midlands'dan ancak dönebildim, üzgünüm.

İnternete bağlı bir journey book'um olmadığı için benden geniş kapsamlı bir haber alamadınız.

1 ay sonra

Bu arada, dizide journey book'un sadece Darken Rahl ve adamları tarafından kullanılıp mürekkep olarak sadece kanın kullanılabilmesi, kitaptaki versiyonuna kıyasla komedi. Kitapta Sisters of the Light tarafından, saraydan uzak görevlere çıkıldığında, normal (!) mürekkeple kullanılıyor. True story.

Okul başladı, programım bok oldu. Gece -akşam!- 10'dan önce yatmazsam 3 gün boyunca uykumu alamıyorum. Okuldan eve 2'de falan geliyorum. Dersanede 3-5 dersi varsa can kurban ama 5-7 dersleri olduğunda hayatım bok oluyor. Hem 2 buçuk 4 buçuk arası test çöz, hem 5-7 dersaneye git test çöz, hem zaten hoşuna gitmediğin yemek yeme faslını inanılmaz hızla bitirmeye çalış ve en sonunda ödül olarak 8-10 arası biraz daha test çöz. Akıl sağlığı zaten camdan fırlatıldı. Yazın kazandığım tüm şevki okul 1 haftada kaybettirdi.

Programı geçen haftanın ortalarında biraz oturtabildim. Üzerimden biraz yük atmanın en iyisi olduğunda karar kılıp evde 4 saat yerine 3 saat tutturmaya karar verdim. Aklımda bir plân çıkardım. (Yazıya dökülmüş plânlar çok yargılayıcı oluyorlar.) Geçen Cumartesi bir öğretmenin duygulu konuşmasıyla şevkimi geri kazandım.

Pazar günü: Nezle. Boğaz ağrısı. Baş ağrısı. Mide bulantısı.

Pazar, Pazartesi ve Salı: Dersane veya okul yok. (Dersanenin okuldan önce yazılması.) Neşe buldurucu Trigonometri testlerinde 2 soru yapmak, sonra burnun yer çekimi nedeniyle akması.

Eğlence.

Bugün iyiyim. Cumartesi akşamı hasta olma eşiğinde olduğumu anladığım için annem eczaneye gidip ilaçları önceden aldı. Bu sayede normalde 1 hafta sürmesi gereken nezlem ve boğaz ağrım 3 günde sona erdi. (Teşekkürler Anne!)

Şevkim tamamen sönmedi. Programı yine oturtmaya bakacağım. Neyse...

Şu 1 ayın ilk iki haftası Açlık Oyunları serisiyle geçti. Diğer iki haftası Midlands'da geçti. İki haftada 4 kitabını okumuş olmam burda önemli. Üçüncü kitap olan Blood of the Fold'u 3 günde okumuş olmam da önemli. (Ki kitabı tek cümlede özetlemem gerekirse: Tüm karakterler yanlış zamanda yanlış yerde... Evet, eksiltili cümle hatta.) Şu an beşinci kitabın başındayım.

Şu an saat geç olduğundan ve bu kitaplar üzerine uzun uzun yazmak istediğimden gidiyorum.

İyi geceler -akşamlar- ! Pai.