RSS Feed

6 Mayıs 2011 Cuma

Of of of

Konser sayesinde boynum gerçekten çok ağrıyor.

En azından duruşumu düzeltiyor ya. Kambur duramıyorum.

4 Mayıs 2011 Çarşamba

Bu arada...

... A Song of Fire and Ice serisinin yazarı George R. R. Martin'in yazma sorunu vardı ya! Yıllardır yeni kitabı yazmayı bitiremiyordu, insanlar artık pes etmeye yakındı, bir sürü drama olmuştu falan filan.

Yeni kitabı yazmayı bitirmiş! 70 küsür güne çıkıyormuş! Para biriktirmeye tekrar başladığım için şimdi kitapları alamam ama yazın sonunda falan Amazon'dan tüm kitapları sipariş edeceğim sanırım.

İyileşmiş adam, yey!


Bu arada Blind Guardian konseri bu akşam!!!

3 Mayıs 2011 Salı

Blind Guardian Konseri - Çıldırış!

Yarın, yarın, yarın, yarın!

Hayatımın her tarafından insan geliyor konsere: Aile, okul ve internet arkadaşları. (Dersane eksik ama olsun.)

Daha ne giyeceğimi bilmiyorum ama önemli değil.

Kapı 7'de açılacakmış. 4-5 arası sıraya girmeyi plânlıyoruz halamla. Gerilerde kalacağız sanırım ama olsun. Yanımıza piknik sepeti almayı konuşuyoruz, yarı şaka yarı ciddi!

Konserlerde genelde çalınan şarkıları "çalışmam" sürüyor. Aslında sadece bir-iki konserde çalındığını gördüğüm bir şarkı olan "Turn the Page"e bağımlı olmaya başladığım için genelde onu dinliyorum. Fly da onunla beraber geliyor. (Yine de Fly neredeyse her konserde çalıyor!) Mirror Mirror, Time Stands Still, Nightfall gibi "Nightfall in Middle-Earth" şarkılarını aşağı yukarı biliyorum zaten. "At the Edge of Time" şarkılarını da. (O albüm olmasaydı sonbaharda o kadar test çözemezdim. Özellikle Sacred Worlds ve Wheel of Time. O ikisi de konserlerin çoğunda çalıyor!) Fazla ısınamadığım daha eski albümlerdeki şarkıları pek bilmiyorum. Traveler in Time, Welcome to Dying gibi. (Tabii ki The Bard's Song çok ayrı bir mesele!) Bir-iki şarkıda kafa sallasak da olur yani!

Kısacası heyecanlıyım.

Blind Guardian: Hiç sahip olmadığım amca ve dayılarım.

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Sonunda Dungeon Siege II!

Dün, Alp'in isteğiyle Steam'e kaydoldum. Tabii ikna eden başka faktörler de vardı.

Geçen yıldan beri beklediğim dört oyun vardı: Dragon Age II, The Witcher II, Dungeon Siege III ve Neverwinter Nights III.

(Neverwinter Nights III hakkında hiç haber olmadı. Ya iptal olmuştur ya da daha sonraya bırakıyorlardır, bilmiyorum ama hiçbir haber yok işte.)

Dragon Age II yeni çıktı. The Witcher II ve Dungeon Siege III çıkmak üzere.

Bu üç oyunu Steam'den hemen alabildim. Dragon Age II dün indi ve kuruldu. Dragon Age: Origins'i yazın tamamen bitirmeden başlamayacağım ama. Aynı zamanda Emporium denen bir yer de oyunla beraber geldi. Daha önceden demoyu indirdiğim için fazladan birkaç eşya da var. Oyun hakkında eleştiriler genelde iki taraflı, ya çok kötü ya çok iyi. Genelde bahsedilen özellikleri hep aynı ama: Hep aynı yerler. Bunu kötü olarak algılayanlar, hep aynı yere biri için bir şey bulup onu götür, ha bu arada yolda öldürmen gereken insanlar var şablonundan deli gibi sıkılanlar. O kişileri anlıyorum. Bu durumu iyi karşılayanlar da, olayların çoğunun geçtiği şehirdeki karakterlere bağlanıp, bir yere ait olma hissinin iyi verilmesini sevenler. Bu insanları daha iyi anlıyorum. Kısacası oynamadan bilemeyeceğim nasıl hissedeceğimi. Oyunun hikâyesi hakkında hoşuma giden bir şey daha var: Mage/Templar. Origins'te en ilgimi çeken iki grup bunlardı. Aralarındaki çatışma bu oyunda çok daha ön plândaymış. Bu yüzden heyecanlıyım. (Bu oyunda bir ejderhadan da söz edilmedi, so there is hope.) Hoşuma gitmeyen iki şey var ama: Qunariler ve Flemeth. Tasarımları değişmiş. Flemeth'in değişmesini anlarım, Origins'te olanlara uyuyor; ama bu kadar kötü olmalı mıydı! Normal bir yaşlı kadın görünümü ona çok daha fazla uyuyordu! Şimdi "Ay çok güçlü, çok egzotik yaşlı büyücü kadın" oldu. Hoşuma gitmedi. İblislerle ilişiği olan, korkunç şeylerle dolu bir geçmişe sahip ama bunu kıyafetlerle göstermeleri kötü olmuş. Neyse, belki oyunda neden böyle olduğunu açıklayan bir şeyler vardır. (Sanmıyorum.) Qunariler de aynı bu duruma düştüler. Origins'te çok iri ve daha egzotik görünen, sessiz insanlara benzeyen bir ırktı. Görünüşlerinden dolayı değil, konuşma tarzlarından, kültürlerinden, düşüncelerinden kendini yabancı hissediyordun onlara. Bu güzeldi. Ama bu oyunda onları da değiştirmişler. Artık boynuzları var. Neden? Öylesine. Tasarım değişikliği. Bir nedeni yok. Bir fazlası yok. Neden? NEDEN!? Bir de neden çıplaksınız!? Kısacası böyle işte.

The Witcher 2 hakkında fazla bilgi almadım, özellikle. The Witcher benim için nasıl yabancıysa, bu da öyle kalsın dedim. (Konu anlamında yani.) O dünyayı seviyorum. İnsan/İnsan olmayan çatışmasını seviyorum. Geralt'ı kendi görüşlerime göre o dünyada yönlendirmeyi seviyorum. The Witcher'da hep elf ve cücelere yardım etmeye çalıştım mesela. Açlıktan ölmek üzere olan bir elf grubuna yemek götürmemi hatırlıyorum en iyi. Bir çıkarım yoktu bunu yaparken ama istediğim için yaptım. Bunlara rağmen, oyunun sonunda insan taraf da insan olmayan taraf da kana susamış yanlarını iyice gösterince, hiçbirine yardım etmedim. İki taraf da bana saldırdı, evet. İşi zorlaştırdı bu. Ama bu tür önemli kararları verebilmeyi sevdim. Umarım bu oyunda da buna devam edebilirim. Göreceğiz. (Bu anlatımımdan The Witcher'ı kusursuz bulduğumu sanmayın. Hikâyesinin de aşırı derecede karmaşık olduğunu düşünmüyorum. Böyle konuşuyorum, çünkü beni kendisine bağladı.) Bu arada, Steam'den aldığım The Witcher 2 özel bir paket. Digital Premium Edition mıdır nedir. (Evet, öyleymiş.) İçindeki şeyler çok güzel değil mi!

Dungeon Siege'e geldik şimdi. Bu oyunlar arasında, genelde en az beklentiye sahip oyun. Saydığım diğer oyunların yanında acemi kalıyor, evet. Bunlar benim için bir şey değiştirmiyor ama. Dungeon Siege II dünyasında kendimi kaybettiğim gibi hiçbir oyunda kaybetmedim. Neden bilmiyorum, ama öyle. Yine de Dungeon Siege II ile ilişkim biraz trajik. Hiç orijinal bulamadım. Hep korsan aldım ya da internetten indirdim. Hep sorun çıktı. Bu arada orijinal aramaya devam ettim. Dungeon Siege ve Dungeon Siege: Legends of Aranna buldum. Dungeon Siege II'den daha önce çıkmış oyunlar. Onları buldum ama DSII bulamadım!

Şimdi Steam bana onu verdi. Dungeon Siege III alana, Dungeon Siege ve Dungeon Siege II de var. Üç oyun: 50 dolar. Aldım. Dungeon Siege II indi. Artık orijinal bir Dungeon Siege II'm var. Eğer bir bozukluk olursa, her türlü forumda şikâyet edebilirim. Bu önemli bir şey. Korsan kültürüm hiç gelişmemiştir. The Sims'te yaşadığım tüm sorunlar beni korsandan soğuttu. The Sims 2'de yaşadığım sorunlar da. Mask of the Betrayer'da da. (Bu arada geçen hafta Mask of the Betrayer ve Storm of Zehir'i toplam 15 dolara aldım, çok mutluyum. Onlar da orijinal!) Bu yüzden çok mutluyum.

Neyse, anlayan anlar neden böyle hissettiğimi. Pai.

Bu arada Blind Guardian'ın Turn the Page ve Fly'ına bağımlı oldum. Just sayin'.