GECENİN SAAT BİRİ
Masanın örtüsü mavi basma,
üstünde yalansız, güler yüzlü, cesur
kitaplarımız durur.
Esirlikten dönmüşüm anacığım; kendi
memleketimde düşman kalesinde.
Gecenin saat biri; lambayı söndürmedik.
Yanımda karım yatar; karım beş aylık
gebeliğinde;
etim etine değende, elimi karnına
koyanda bebek kıpır kıpır kıpırdar.
Dalda yaprak, suda balık, rahimde insan
yavrusu; yavrum.
Yavrumun pembe yünden zıbını; anası
ördü.
Bedeni benim karışımla bir karış,
kolları şu kadar.
Yavrum, kız olursa tepeden tırnağa
anasına benzesin istiyorum,
oğlan olursa boyu posu bana.
Kız olursa ela ela baksın, oğlan olursa
maviş maviş.
Yavrum, yavrum öldürülmesin istiyorum
yirmi yaşında;
oğlan olursa cephelerde, kız olursa
sığınaklarda gece yarıları.
Yavrum, kız olsun oğlan olsun kaç;
yaşında olursa olsun,
yavrum düşmesin istiyorum hapislere
güzelden, haklıdan, barıştan yana diye.
Fakat malum, kızım yahut oğlum
gecikirse suların ışıması dövüşeceksin ve hatta…
Yani haylice müşkül zanaatmış bizde
bugün babalık zanaatı da…
Gecenin saat biri, lambayı
söndürmedik.
Belki yarım saat sonra, belki sabaha
karşı gene basılabilir evim.
Beni alıp götürüler kitaplarımızla
beraber; yanımda birinci şubeninkiler.
Dönüp bakarım, durur kapıda karım
eşiğin üzerinde, uçar entarisi sabah rüzgarında,
yüklü ağır karnında; bebek kıpır kıpır
kıpırdar.Nâzım Hikmet
17 Eylül 2010 Cuma
Güzel (?) Başlangıç
Çok alakasız bir not olacak ama Numbers severek izlediğim dizilerden biridir ve iki gün önce izlediğim bir bölümünde süper bir bilgi vardı: Evren ahududulu ve şarap kokuyor! Tam olarak evren değil ama Samanyolu.
Bilim adamları Samanyolu'nda amino asit ararken etil sülfat bulmuşlar. Etil sülfat da ahududuya tat ve roma kokusunu veren şey!
Bana ilginç geldi işte, n'aparsınız.
Bir hafta içinde Amazon.co.uk'tan sipariş ettiklerimin gelmesini bekliyorum. At the Edge of Time (Bir albüm bu kadar mükemmel olur!) ve What Lies Beneath'in yanında Terry Goodkind'ın "Sword of Truth" serisinin bir sürü kitabı gelecek. İşin doğrusu çok sabırsızlanıyorum o kitaplara başlamak için. Legend of the Seeker dizisini izliyorum ve dünyası çok ilgimi çekti... Özellikle kitaptaki Mord-Sith'leri merak ediyorum. Diziyi heyecanla izlemeye devam ediyorum. (Sadece iki sezon devam etmiş, ben ikinci sezonun başlarındayım. :( Bu kadar kısa sürmesi üzücü.) Kitaplardan çok değiştirdiklerini tahmin etmek için öyle özel bir zekaya gerek yok tabii ama merak ediyorum. Genelde kitaplar dizi uyarlamalarından kat kat daha güzel olur sonuçta! (Hoş, bazen de dizi uyarlamalarında olay örgüsü değiştirilip daha basite indirgense de, karakterlere daha fazla derinlik katılabilir! True Blood için bunu söyleyebilirim kolaylıkla. Bill dışında tüm dizi karakterleri kitaptaki hallerinden daha ilginç olmuş, dizide olup kitaplarda olmayan karakterler de çok iyi. Kitaptaki Bill'in dizi!Bill'den daha iyi olmasının nedeni, dizi!Bill'in daha pasif olması.)
Bu arada True Blood'ın da üçüncü sezonu geçen hafta Amerika'da bittiği için en fazla bir ay sonra Türkiye'de başlayacağını tahmin ediyorum ve onun için de çok sabırsızlanıyorum! Yeni sezon da deli güzel olmuşa benziyor. Umarım yanlışlıkla neler olduğunu söyleyen şeyler okumam!
Aynı şey Açlık Oyunları için de geçerli. Şu anda Trudi Canavan'ın Büyücünün Çırağı'nı okuyorum, ilerledim ama daha çok var bitmesine. (Biraz yavaş başladı ama olmasından korktuğum sinir durumları oluşturmamasından dolayı yazarı takdir ediyorum!) O bittikten sonra Açlık Oyunları'na başlayacağım. Eğer bilmiyorsanız söyleyeyim: Kısa bir süre önce Açlık Oyunları'nın ilk kitabı olduğu üçlemenin son kitabı çıktı ve serinin hayranlarının çoğu bu zamana kadar bitirdi. Bazı tanıdıklarım da var bu insanlar arasında. İnternet de sağolsun, az tanıdıklarımın bile düşüncelerine maruz kalabiliyorum. Herhangi bir kişinin fark etmeden kritik bir şeyi söylemesinden korkuyorum. Görme ihtimalim büyük sonuçta... Neyse, kötü düşünerek bir yere varamayacağım sonuçta.
Söyleyeceğim bir şey kalmadı sanırım. Şimdi hiçbir şey aklıma gelmiyor. O zaman bu şiiri beğenirsiniz umarım!
Etiketler:
alıntılar,
diziler,
genel,
ilginç bilgi,
kitaplar,
klip,
mutluluk,
müzik,
Nâzım Hikmet,
özgüven eksikliği,
Sharon den Adel,
Sword of Truth,
şiirler,
test,
Within Temptation,
yeni albüm
14 Eylül 2010 Salı
Sabahın Körü
Alp'le Rise of Nations oynayamadık. :( Yine benim bilgisayarım, nedense, bağlanamadı! Daha önce Neverwinter Nights 2 için denediğimizde de aynı şey olmuştu... ama farklı bir bilgisayarda. Ya ben inanılmaz beceriksizim ve aptal bir şeyi gözden kaçırıyorum ya da kaderimde yok. Aynı şey Dragon Age Origins'in "dlc"lerinde de oluyor. O "dlc"leri oynayamadığım için o kadar üzlüyorum ki... Neyse, bir yıl kadar hiç önemi yok bunun. İstesem de şansım yok.
Saat beşten altıya kadar uğraştık, yapamadık. Ben de altıda uyanık olmanın tek "olumlu" yönünü kullanarak test çözdüm. Daha sonra yine birkaç saat çalışacağım tabii ama en azından bir kısmı bitmiş oldu. Hâlâ biraz uykum olmasa mutlu sayılabilirdim.
Saat beşten altıya kadar uğraştık, yapamadık. Ben de altıda uyanık olmanın tek "olumlu" yönünü kullanarak test çözdüm. Daha sonra yine birkaç saat çalışacağım tabii ama en azından bir kısmı bitmiş oldu. Hâlâ biraz uykum olmasa mutlu sayılabilirdim.
Etiketler:
Alp,
Dragon Age,
genel,
hayatın kötülükleri,
Neverwinter Nights,
oyunlar,
sorunlar,
teknik bilgisayar salaklıkları,
test
13 Eylül 2010 Pazartesi
Dersane
Artık dersane gerçekten başladı. Ağustos'un 1'inden beri gidiyorum dersaneye, evet; ama geçen hafta neredeyse tamamen boştum bayram tatili sağolsun.
Tatilim kalmadı doğru düzgün. Ödevler de bir anda birikti. (İki saat içinde!) Bu hafta biraz özgür olabileceğim çünkü okul gelecek hafta başlıyor.
Sabahçıyım. Saat yedi buçukta ders başlayacak. Okula saatinde varabilmek için herhalde altıdan geç kalkmamam gerekecek. Yani beş buçukta kalkmalıyım. Erken bitmesinin bir önemi yok, ne de olsa dersanem var. Neyse ki 3-5 arası olacak dersanem. Eve normal bir saatte gelip birkaç saat çalışıp yine biraz internete girebilirim. Umarım.
Kendime bu kadar yüklenmemem gerektiğini biliyorum ama yüklenmemek de çok zor. Her şeyi ilk seferde mükemmel yapmazsam tüm dünya üzerime yıkılacakmış gibi hissediyorum. Bunun genelde ailemin fazla güzel olan üniversite geçmişi olduğunu düşünüyordum ama sanırım değilmiş. Yakın bir zamanda öğrendiğim kadarıyla: Ayşen teyzem üniversiteden önce dört yıl ara vermiş. Babam ilk ODTÜ'ye girmiş, bir sene orada okumuş, sonra sınava tekrar girip Boğaziçi'ni kazanıp oraya gitmiş. (Annem hâlâ fazla mükemmel: Galatasaray Lisesi'ni kazanıp yine de Robert Lisesi'ne yedekten girmeyi başarınca orayı tercih etmek. Ondan sonra da direk Boğaziçi.) Halam da üniversiteden önce 2-3 yıl ara vermiş. Yine de bunları öğrendikten sonra içimdeki sıkıntı gitmiyor. Belki fazla çalışmaktan delilik eşiğine vardıktan sonra, normal bir hayat yaşama arzusu o sıkıntıyı bastırır da beni rahatlatır...
Bö, bö, sigara. Alp.
Tatilim kalmadı doğru düzgün. Ödevler de bir anda birikti. (İki saat içinde!) Bu hafta biraz özgür olabileceğim çünkü okul gelecek hafta başlıyor.
Sabahçıyım. Saat yedi buçukta ders başlayacak. Okula saatinde varabilmek için herhalde altıdan geç kalkmamam gerekecek. Yani beş buçukta kalkmalıyım. Erken bitmesinin bir önemi yok, ne de olsa dersanem var. Neyse ki 3-5 arası olacak dersanem. Eve normal bir saatte gelip birkaç saat çalışıp yine biraz internete girebilirim. Umarım.
Kendime bu kadar yüklenmemem gerektiğini biliyorum ama yüklenmemek de çok zor. Her şeyi ilk seferde mükemmel yapmazsam tüm dünya üzerime yıkılacakmış gibi hissediyorum. Bunun genelde ailemin fazla güzel olan üniversite geçmişi olduğunu düşünüyordum ama sanırım değilmiş. Yakın bir zamanda öğrendiğim kadarıyla: Ayşen teyzem üniversiteden önce dört yıl ara vermiş. Babam ilk ODTÜ'ye girmiş, bir sene orada okumuş, sonra sınava tekrar girip Boğaziçi'ni kazanıp oraya gitmiş. (Annem hâlâ fazla mükemmel: Galatasaray Lisesi'ni kazanıp yine de Robert Lisesi'ne yedekten girmeyi başarınca orayı tercih etmek. Ondan sonra da direk Boğaziçi.) Halam da üniversiteden önce 2-3 yıl ara vermiş. Yine de bunları öğrendikten sonra içimdeki sıkıntı gitmiyor. Belki fazla çalışmaktan delilik eşiğine vardıktan sonra, normal bir hayat yaşama arzusu o sıkıntıyı bastırır da beni rahatlatır...
Bö, bö, sigara. Alp.
Etiketler:
aile,
Alp,
Boğaziçi,
delilik eşiği,
dersane,
genel,
hayatın kötülükleri,
okul,
özgüven eksikliği,
test
8 Eylül 2010 Çarşamba
Haksızlık
6 Eylül 2010 Pazartesi
Blogger Sorunları
10 Şubat tarihinden beri yazamamış olmamın nedeni başlıkta zaten.
Hâlâ ne olduğunu anlayamadım. Arada bir böyle anlık geliyor Blogger. Şimdi bir sürü şey yaptım, bakalım işe yarayacak mı...
O bir sürü şey: Hosts dosyası düzenledim. IP değiştirdim. DNS'lerimi temizledim. "Çerezler"i temizledim.
Gına geldi, gına.
Neyse... Bakalım ne kadar süre işe yarayacak.
Hâlâ ne olduğunu anlayamadım. Arada bir böyle anlık geliyor Blogger. Şimdi bir sürü şey yaptım, bakalım işe yarayacak mı...
O bir sürü şey: Hosts dosyası düzenledim. IP değiştirdim. DNS'lerimi temizledim. "Çerezler"i temizledim.
Gına geldi, gına.
Neyse... Bakalım ne kadar süre işe yarayacak.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
