Canım sıkıldı. Bu akşamki mezuniyet balosuna hazırlanmaya başlayacağım şimdi. Uzun zamandır deli gibi The Sims 3 oynadığımdan yazmamışım. Garip takılmalar başlayınca soğudum biraz, daha sonra uğraşacağım. (Oyun zamanı olarak akşam 22 ve sabah 8 arasında, yine oyun saatinde yarım saatte bir deli gibi takılıyor. Garip yani.)
Sinéad'in rave, tekno ve dans remixleri yüzünden sonunda bu türlerde şarkılar da dinlemeye başlayacağım sanırım. In and out of Love bir gateway-drug'mış. Evet, türkçe kelime şu anda bulamadım. Ne yapayım, açım.
Şu single çıksın da tüm remixler internete sızsın artık.
Sinéad (VNV Nation Remix)
Sinéad (Groove Coverage Remix)
Sinéad (Scooter Remix)
Sinéad (Groove Coverage Remix Edit)
Sinéad (VNV Nation Radio Edit)
Sinéad (Benno de Goeij Remix)
Sinéad (Video Broadcast Version)
Baya var, ya.
Bu arada Dresden Files serisini okumaya başladım ve çok beğendim. Bir bakayım, 3. kitap çevrilmiş mi... Oha! Yarın çıkıyormuş. Güzel. Eğer şansım varsa dişçiye giderken veya dişçiden dönerken D&R veya Remzi Kitabevi'ne uğrarım. Belki daha çıktığı günde gelir oralara. (Tamam, pek şansım olacağını sanmıyorum. Dişçiye gidiyorum yani. Bence şans terk etmiş zaten.) Denemekten zarar gelmez.
10 küsür kitap var ama neyse.
Bir de Feist'in Gölgeler Meclisi Serisi'nin ilk iki kitabı eğlenceli ama pek ilgi çekici değildi. Üçüncü kitap çok güzeldi ama! Zaten en başta konusu, karakteri ilginç. Bir de hiç düşünmediğim büyülü öğeler işin içine girince deli ilginç oldu. Çok eğlendim. Bir sonraki serinin ilk kitabı sonbaharda, kışta falan çevrilir ama deli heyecanla bekliyorum. FENA cliffhanger bitti kitap.
Neyse, yemeğim geldi. Sonra duş yapıp kuaföre gidip saçımı yaptıracağım. Sonra saçıma zarar vermeden nasıl elbisemi giyeceğim bir fikrim yok ama neyse. Ayarlarız bir şeyler.
Raymond E. Feist etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Raymond E. Feist etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Temmuz 2011 Salı
Wohoho, Sinéad!
Etiketler:
genel,
kitaplar,
mutluluk,
müzik,
okul,
oyunlar,
Raymond E. Feist,
Sharon den Adel,
The Sims (Hepsi),
Within Temptation
10 Şubat 2011 Perşembe
"Daha fazla yazmaya çalışacağım artık."
Yalanyalanyalanyalanyalanyalan... "Yalan" kelimesini bu kadar çok yazınca başka anlamlarını da fark ettim. Bırr.
Saat 19.19. Viii.
...19.20 oldu. Yazmaya çalışıyorum yani. Gerçekgerçekgerçekgerçekgerçek... Evet, "gerçek" kelimesini bu kadar yazınca da başka anlamlar fark ettim. Bu seferki bırrlık değildi ama.
19.21. Eh, çok da hızlı yazamıyorum yani, ne?
Daha demin Pokemon seyrettim. Disney XD kanalında oynuyormuş. 4. jenerasyon pokemonlar var. Biraz öğreniyorum diyebiliriz... Neyse, uzun zamandır merak ettiğim bir şeyin bölümüydü, o yüzden mutlu oldum. "Contest"ler. Ruby/Sapphire'dan beri çok ilgimi çekiyordu bu "contest"ler, dizide nasıl olduklarını da merak ediyordum. Bir karakterin Ash'in "contest" yarışmacısı versiyonu olduğunu da bildiğim için dizide yaptıklarını biliyordum. Sonunda öyle bir bölüm seyretme şerefine nail oldum. Hoşuma da gitti, güzeldi. Jessie hasta olduğu için onun kılığında yarışmaya katılan James çok güzel bir şekilde kazandı. Asıl kız kazanamadı.
19.25...
Yarın sınavım, sonra da doktor randevum var. Sonraki iki gün boşum. (=Test çözeceğim boş zamanın büyük bir kısmında.) Sıkıldım şimdi. Test çözmem lâzım ama canım şu an hiç istemiyor.
19.26... Nightwish "Imaginarium" diye bir film çekecekmiş. [Baş karakter nasıl olacak acaba... (!)] Bir sonraki albümün adı da aynı. Güzel olur herhalde. "The Islander" videosunu çeken yönetmen çekecekmiş filmi. O video en çok hoşuma giden videolardan biridir. Merak ettim. 2012'de çıkacakmış film. Albümün ne zaman çıkacağı belli değil ama. Zaten daha Within Temptation bekliyorum, Nightwish'e o kadar aç değilim...
19.29...
En sevdiğim yazarlar listesine Neil Gaiman girdi geçenlerde. İsim ve bazı eserlerini zaten biliyordum, okumamıştım ama. Asıl "Stardust" filminden sonra ilgim artmıştı. Ne zaman kitabı görsem almak istedim ama o an başka şeyleri daha fazla almak istemem ya da yanımda para olmaması hep bunu engelledi. Geçenlerde kredi kartı çıkardı annemler bana, "Bu sefer karşıma çıktığı an alacağım!" modunda geziniyorum kitapçılarda ama çıkmıyor! Onun yerine "Yokyer"i alıp okudum ve bayıldım. Şimdi de "Mezarlık Kitabı"nı aldım. Daha okumaya başlamadım. Feist'in yeni çıkmış kitabını okumaya başladım: "Tilkiler Kralı". Umarım kitap da ismi kadar ilgi çekicidir. Feist sadece bir kitapta beni hayal kırıklığına uğratabildi neyse ki.
19.34...
İçerden Şebnem Ferah sesi geliyor. Babam dinliyor. Koyu Şebnem Ferah hayranı oldu. Size şunu rahatça söyleyebilirim: "Mayın Tarlası" babanızın sesinden duymak isteyeceğiniz bir şarkı kesinlikle değil.
"Mayın tarlasında bir adam sevmişim aşk sanıp da
Soyunup korkusuzca çırılçıplak kalmışım
Aşk filmlerinde olur ya, işte öyle sevmişim sonunda
Bedenim sağlam bulunmuş, yüreğim paramparça"
Baba ağzından... Kesinlikle olmaz. En azından şimdi "İyi-Kötü" dinliyor. Sesini de arada duyabiliyorum...
Evet, böyle garip bir yerde bırakmam en iyisi olur. 19.38.
Sonradan: 19.43. İçerden "Mayın Tarlası"nı duyuyorum... ve babamı.
Saat 19.19. Viii.
...19.20 oldu. Yazmaya çalışıyorum yani. Gerçekgerçekgerçekgerçekgerçek... Evet, "gerçek" kelimesini bu kadar yazınca da başka anlamlar fark ettim. Bu seferki bırrlık değildi ama.
19.21. Eh, çok da hızlı yazamıyorum yani, ne?
Daha demin Pokemon seyrettim. Disney XD kanalında oynuyormuş. 4. jenerasyon pokemonlar var. Biraz öğreniyorum diyebiliriz... Neyse, uzun zamandır merak ettiğim bir şeyin bölümüydü, o yüzden mutlu oldum. "Contest"ler. Ruby/Sapphire'dan beri çok ilgimi çekiyordu bu "contest"ler, dizide nasıl olduklarını da merak ediyordum. Bir karakterin Ash'in "contest" yarışmacısı versiyonu olduğunu da bildiğim için dizide yaptıklarını biliyordum. Sonunda öyle bir bölüm seyretme şerefine nail oldum. Hoşuma da gitti, güzeldi. Jessie hasta olduğu için onun kılığında yarışmaya katılan James çok güzel bir şekilde kazandı. Asıl kız kazanamadı.
19.25...
Yarın sınavım, sonra da doktor randevum var. Sonraki iki gün boşum. (=Test çözeceğim boş zamanın büyük bir kısmında.) Sıkıldım şimdi. Test çözmem lâzım ama canım şu an hiç istemiyor.
19.26... Nightwish "Imaginarium" diye bir film çekecekmiş. [Baş karakter nasıl olacak acaba... (!)] Bir sonraki albümün adı da aynı. Güzel olur herhalde. "The Islander" videosunu çeken yönetmen çekecekmiş filmi. O video en çok hoşuma giden videolardan biridir. Merak ettim. 2012'de çıkacakmış film. Albümün ne zaman çıkacağı belli değil ama. Zaten daha Within Temptation bekliyorum, Nightwish'e o kadar aç değilim...
19.29...
En sevdiğim yazarlar listesine Neil Gaiman girdi geçenlerde. İsim ve bazı eserlerini zaten biliyordum, okumamıştım ama. Asıl "Stardust" filminden sonra ilgim artmıştı. Ne zaman kitabı görsem almak istedim ama o an başka şeyleri daha fazla almak istemem ya da yanımda para olmaması hep bunu engelledi. Geçenlerde kredi kartı çıkardı annemler bana, "Bu sefer karşıma çıktığı an alacağım!" modunda geziniyorum kitapçılarda ama çıkmıyor! Onun yerine "Yokyer"i alıp okudum ve bayıldım. Şimdi de "Mezarlık Kitabı"nı aldım. Daha okumaya başlamadım. Feist'in yeni çıkmış kitabını okumaya başladım: "Tilkiler Kralı". Umarım kitap da ismi kadar ilgi çekicidir. Feist sadece bir kitapta beni hayal kırıklığına uğratabildi neyse ki.
19.34...
İçerden Şebnem Ferah sesi geliyor. Babam dinliyor. Koyu Şebnem Ferah hayranı oldu. Size şunu rahatça söyleyebilirim: "Mayın Tarlası" babanızın sesinden duymak isteyeceğiniz bir şarkı kesinlikle değil.
"Mayın tarlasında bir adam sevmişim aşk sanıp da
Soyunup korkusuzca çırılçıplak kalmışım
Aşk filmlerinde olur ya, işte öyle sevmişim sonunda
Bedenim sağlam bulunmuş, yüreğim paramparça"
Baba ağzından... Kesinlikle olmaz. En azından şimdi "İyi-Kötü" dinliyor. Sesini de arada duyabiliyorum...
Evet, böyle garip bir yerde bırakmam en iyisi olur. 19.38.
Sonradan: 19.43. İçerden "Mayın Tarlası"nı duyuyorum... ve babamı.
Etiketler:
aile,
alıntılar,
delilik eşiği,
dersane,
genel,
kitaplar,
müzik,
Raymond E. Feist,
şarkı sözleri,
video,
Within Temptation,
yeni albüm
29 Ekim 2010 Cuma
Büyücünün İlk Kuralı
Büyücünün İlk Kuralı benim gibi üniversite sınavlarına hazırlanan öğrencilerde gücünü gösteriyor. Çalışmaktan beyni durmaya başlayan öğrencilerde özellikle.
"İnsanlar aptaldır. Herhangi bir şeye ya gerçek olmasını istedikleri için ya da gerçek olmasından korktukları için inanabilirler."
Çalışırken kaç kere "Kazanırım, kazanırım," diye düşünüp kendime fazla güveniyorum? Yine çalışırken kaç kere "Hayır, kazanamam, imkânsız," diye düşünüp moralimi mahvediyorum?
Bu arada Büyücünün İkinci Kuralı da benim durumumda ailem için geçerli oluyor. Eminim bir sürü kişinin de bu sorunu vardır. (Öykü, sende de var, biliyorum.)
"En korkunç zararlar, en iyi niyetlerden de doğabilir."
Ne zaman çalışmaya gidecek olsam ve tam o anda ailemden biri "Çalışsana biraz," dese tüm çalışma isteğim sönüyor. Çoğu zaman buna karşı gelemiyorum ve çalışmadığım 1-2 saat daha geçiyor.
Bildiğim diğer kurallara da geçebilirim kolaylıkla ama geçmemeye karar verdim. Kitapları okuyarak öğrenmek en iyisi tüm kuralları.
[Yumuşak geçiş;]
Doğruluk Kılıcı Dizisinin ilk altı kitabını bitirdim. Şu ana kadar çıkmış, geriye kalan tüm kitapları da sipariş ettim. Amazon'un gerizekalılığı yüzünden ne zaman elime geçeceklerini bilemiyorum ama en erken bir hafta içinde gelir diye düşünüyorum. En geç iki hafta olmasını umut ediyorum. Şu anda hiçbir kitap tam ilgimi çekemedi. (Şu an ümit verici bir kitap var yanımda, ama birkaç sayfa daha okumam lazım emin olmak için.)
İlk iki kitabı birer haftada okumuştum. Diğerlerinde yavaş yavaş süre düştü. Son kitabı üç günde bitirdim.
Kitaplar şu ana kadar biraz tekrarcı olsa da bence iyi bir yönde öyleler. İlk dört kitabın sonları inanılmaz mutlu sonlardı ve beni çok mutlu ediyordu. Bir sonraki kitapların başında da her şey daha ikinci veya üçüncü bölümde boka sarıyordu. Heyecanlı, ilgi çekici ve duygulu bir akışı vardı.
Biraz fazla iyi gittiğinden işlerin iyice mahvolacağını anlamalıydım.
İlk dört kitapta gülme krizlerine girdim, toplum içinde ağlama krizlerine girme tehlikesinden geçtim, etrafımı tamamen gözardı ettiğim anlar oldu. Hiçbiri beni durduracak şeyler değildi. Beni delirten şeyler değildi.
[Ara: Öykü, senin bu kitapları denetimsiz okumaman lazım bu arada. Senin okurken ne hallere gireceğini rahatça tahmin edebiliyorum. Sakın bir arkadaş her an yanında olamayacakken okuma, cidden.]
Beşinci kitapta beni delirten şeylere geldik. Okurken beni sinirden titreten, bir şeyleri parçalama istekleri uyandırtan şeylerin denizine girdik.
Ama kitabı bırakmadım; bu yüzden Terry Goodkind şu ana kadar benim için sadece Raymond Feist'in yapabildiği şeyi yapmış oldu. İşler ne kadar bok olmuşsa olsun, deli gibi sevdiğim karakterlere inanılmaz zararlar gelirse gelsin, baş karakterlerin hiç farkında olmadıkları bir şey yüzünden tuzağa düşeceklerinin ne kadar farkında olursam olayım, kitabı bırakmadım.
Bu durumlarda kitabı bırakmam, hastalık derecesindeydi. Stephen King'in Kara Kule Dizisi'nden Büyücü ve Cam Küre kitabı yüzünden başlamıştı. O kitap tüm bu saydığım iğrenç durumlardan oluşan, 700 küsür sayfalık bir illetti. Beş dakika okuduktan sonra işin gidişatına sinirlenip elimden bırakırdım. 2-3 saat geçtikten sonra en fazla 20 sayfa bitirmiş olurdum. O kitaptan sonra herhangi bir kitapta böyle durumlar olduğunda yine dayanamayıp elimden bırakmaya alıştım. Sonunda bırakmadan edemez oldum. Bunu yapmamamı sağlayan tek yazar şu ana kadar Feist'ti. Özellikle İmparatorluk Üçlemesi gibi bir dizide bunun olmaması mucize gibiydi.
Ve şimdi Terry Goodkind da bu mucizeyi gerçekleştirmeyi başardı. Teşekkürlerimi sunarım.
Şimdilik daha fazla yazmak istemiyorum.
"İnsanlar aptaldır. Herhangi bir şeye ya gerçek olmasını istedikleri için ya da gerçek olmasından korktukları için inanabilirler."
Çalışırken kaç kere "Kazanırım, kazanırım," diye düşünüp kendime fazla güveniyorum? Yine çalışırken kaç kere "Hayır, kazanamam, imkânsız," diye düşünüp moralimi mahvediyorum?
Bu arada Büyücünün İkinci Kuralı da benim durumumda ailem için geçerli oluyor. Eminim bir sürü kişinin de bu sorunu vardır. (Öykü, sende de var, biliyorum.)
"En korkunç zararlar, en iyi niyetlerden de doğabilir."
Ne zaman çalışmaya gidecek olsam ve tam o anda ailemden biri "Çalışsana biraz," dese tüm çalışma isteğim sönüyor. Çoğu zaman buna karşı gelemiyorum ve çalışmadığım 1-2 saat daha geçiyor.
Bildiğim diğer kurallara da geçebilirim kolaylıkla ama geçmemeye karar verdim. Kitapları okuyarak öğrenmek en iyisi tüm kuralları.
[Yumuşak geçiş;]
Doğruluk Kılıcı Dizisinin ilk altı kitabını bitirdim. Şu ana kadar çıkmış, geriye kalan tüm kitapları da sipariş ettim. Amazon'un gerizekalılığı yüzünden ne zaman elime geçeceklerini bilemiyorum ama en erken bir hafta içinde gelir diye düşünüyorum. En geç iki hafta olmasını umut ediyorum. Şu anda hiçbir kitap tam ilgimi çekemedi. (Şu an ümit verici bir kitap var yanımda, ama birkaç sayfa daha okumam lazım emin olmak için.)
İlk iki kitabı birer haftada okumuştum. Diğerlerinde yavaş yavaş süre düştü. Son kitabı üç günde bitirdim.
Kitaplar şu ana kadar biraz tekrarcı olsa da bence iyi bir yönde öyleler. İlk dört kitabın sonları inanılmaz mutlu sonlardı ve beni çok mutlu ediyordu. Bir sonraki kitapların başında da her şey daha ikinci veya üçüncü bölümde boka sarıyordu. Heyecanlı, ilgi çekici ve duygulu bir akışı vardı.
Biraz fazla iyi gittiğinden işlerin iyice mahvolacağını anlamalıydım.
İlk dört kitapta gülme krizlerine girdim, toplum içinde ağlama krizlerine girme tehlikesinden geçtim, etrafımı tamamen gözardı ettiğim anlar oldu. Hiçbiri beni durduracak şeyler değildi. Beni delirten şeyler değildi.
[Ara: Öykü, senin bu kitapları denetimsiz okumaman lazım bu arada. Senin okurken ne hallere gireceğini rahatça tahmin edebiliyorum. Sakın bir arkadaş her an yanında olamayacakken okuma, cidden.]
Beşinci kitapta beni delirten şeylere geldik. Okurken beni sinirden titreten, bir şeyleri parçalama istekleri uyandırtan şeylerin denizine girdik.
Ama kitabı bırakmadım; bu yüzden Terry Goodkind şu ana kadar benim için sadece Raymond Feist'in yapabildiği şeyi yapmış oldu. İşler ne kadar bok olmuşsa olsun, deli gibi sevdiğim karakterlere inanılmaz zararlar gelirse gelsin, baş karakterlerin hiç farkında olmadıkları bir şey yüzünden tuzağa düşeceklerinin ne kadar farkında olursam olayım, kitabı bırakmadım.
Bu durumlarda kitabı bırakmam, hastalık derecesindeydi. Stephen King'in Kara Kule Dizisi'nden Büyücü ve Cam Küre kitabı yüzünden başlamıştı. O kitap tüm bu saydığım iğrenç durumlardan oluşan, 700 küsür sayfalık bir illetti. Beş dakika okuduktan sonra işin gidişatına sinirlenip elimden bırakırdım. 2-3 saat geçtikten sonra en fazla 20 sayfa bitirmiş olurdum. O kitaptan sonra herhangi bir kitapta böyle durumlar olduğunda yine dayanamayıp elimden bırakmaya alıştım. Sonunda bırakmadan edemez oldum. Bunu yapmamamı sağlayan tek yazar şu ana kadar Feist'ti. Özellikle İmparatorluk Üçlemesi gibi bir dizide bunun olmaması mucize gibiydi.
Ve şimdi Terry Goodkind da bu mucizeyi gerçekleştirmeyi başardı. Teşekkürlerimi sunarım.
Şimdilik daha fazla yazmak istemiyorum.
Etiketler:
aile,
Alp,
delilik eşiği,
genel,
hayatın kötülükleri,
kitaplar,
mutluluk,
okuma engelim,
Öykü,
özgüven eksikliği,
Raymond E. Feist,
Sword of Truth,
test
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
