20 Ekim 2010 Çarşamba
Geldim, Geldim, Geldim!
İnternete bağlı bir journey book'um olmadığı için benden geniş kapsamlı bir haber alamadınız.
1 ay sonra
Bu arada, dizide journey book'un sadece Darken Rahl ve adamları tarafından kullanılıp mürekkep olarak sadece kanın kullanılabilmesi, kitaptaki versiyonuna kıyasla komedi. Kitapta Sisters of the Light tarafından, saraydan uzak görevlere çıkıldığında, normal (!) mürekkeple kullanılıyor. True story.
Okul başladı, programım bok oldu. Gece -akşam!- 10'dan önce yatmazsam 3 gün boyunca uykumu alamıyorum. Okuldan eve 2'de falan geliyorum. Dersanede 3-5 dersi varsa can kurban ama 5-7 dersleri olduğunda hayatım bok oluyor. Hem 2 buçuk 4 buçuk arası test çöz, hem 5-7 dersaneye git test çöz, hem zaten hoşuna gitmediğin yemek yeme faslını inanılmaz hızla bitirmeye çalış ve en sonunda ödül olarak 8-10 arası biraz daha test çöz. Akıl sağlığı zaten camdan fırlatıldı. Yazın kazandığım tüm şevki okul 1 haftada kaybettirdi.
Programı geçen haftanın ortalarında biraz oturtabildim. Üzerimden biraz yük atmanın en iyisi olduğunda karar kılıp evde 4 saat yerine 3 saat tutturmaya karar verdim. Aklımda bir plân çıkardım. (Yazıya dökülmüş plânlar çok yargılayıcı oluyorlar.) Geçen Cumartesi bir öğretmenin duygulu konuşmasıyla şevkimi geri kazandım.
Pazar günü: Nezle. Boğaz ağrısı. Baş ağrısı. Mide bulantısı.
Pazar, Pazartesi ve Salı: Dersane veya okul yok. (Dersanenin okuldan önce yazılması.) Neşe buldurucu Trigonometri testlerinde 2 soru yapmak, sonra burnun yer çekimi nedeniyle akması.
Eğlence.
Bugün iyiyim. Cumartesi akşamı hasta olma eşiğinde olduğumu anladığım için annem eczaneye gidip ilaçları önceden aldı. Bu sayede normalde 1 hafta sürmesi gereken nezlem ve boğaz ağrım 3 günde sona erdi. (Teşekkürler Anne!)
Şevkim tamamen sönmedi. Programı yine oturtmaya bakacağım. Neyse...
Şu 1 ayın ilk iki haftası Açlık Oyunları serisiyle geçti. Diğer iki haftası Midlands'da geçti. İki haftada 4 kitabını okumuş olmam burda önemli. Üçüncü kitap olan Blood of the Fold'u 3 günde okumuş olmam da önemli. (Ki kitabı tek cümlede özetlemem gerekirse: Tüm karakterler yanlış zamanda yanlış yerde... Evet, eksiltili cümle hatta.) Şu an beşinci kitabın başındayım.
Şu an saat geç olduğundan ve bu kitaplar üzerine uzun uzun yazmak istediğimden gidiyorum.
İyi geceler -akşamlar- ! Pai.
17 Eylül 2010 Cuma
Güzel (?) Başlangıç
GECENİN SAAT BİRİ
Masanın örtüsü mavi basma,
üstünde yalansız, güler yüzlü, cesur
kitaplarımız durur.
Esirlikten dönmüşüm anacığım; kendi
memleketimde düşman kalesinde.
Gecenin saat biri; lambayı söndürmedik.
Yanımda karım yatar; karım beş aylık
gebeliğinde;
etim etine değende, elimi karnına
koyanda bebek kıpır kıpır kıpırdar.
Dalda yaprak, suda balık, rahimde insan
yavrusu; yavrum.
Yavrumun pembe yünden zıbını; anası
ördü.
Bedeni benim karışımla bir karış,
kolları şu kadar.
Yavrum, kız olursa tepeden tırnağa
anasına benzesin istiyorum,
oğlan olursa boyu posu bana.
Kız olursa ela ela baksın, oğlan olursa
maviş maviş.
Yavrum, yavrum öldürülmesin istiyorum
yirmi yaşında;
oğlan olursa cephelerde, kız olursa
sığınaklarda gece yarıları.
Yavrum, kız olsun oğlan olsun kaç;
yaşında olursa olsun,
yavrum düşmesin istiyorum hapislere
güzelden, haklıdan, barıştan yana diye.
Fakat malum, kızım yahut oğlum
gecikirse suların ışıması dövüşeceksin ve hatta…
Yani haylice müşkül zanaatmış bizde
bugün babalık zanaatı da…
Gecenin saat biri, lambayı
söndürmedik.
Belki yarım saat sonra, belki sabaha
karşı gene basılabilir evim.
Beni alıp götürüler kitaplarımızla
beraber; yanımda birinci şubeninkiler.
Dönüp bakarım, durur kapıda karım
eşiğin üzerinde, uçar entarisi sabah rüzgarında,
yüklü ağır karnında; bebek kıpır kıpır
kıpırdar.Nâzım Hikmet
14 Eylül 2010 Salı
Sabahın Körü
Saat beşten altıya kadar uğraştık, yapamadık. Ben de altıda uyanık olmanın tek "olumlu" yönünü kullanarak test çözdüm. Daha sonra yine birkaç saat çalışacağım tabii ama en azından bir kısmı bitmiş oldu. Hâlâ biraz uykum olmasa mutlu sayılabilirdim.
